Size de mi Memuriyet Aşısı Yaptılar?

Bu yazımın başlığı bir soru oldu; ”Size de mi Memuriyet Aşısı Yaptılar?” Eğer nadir bulunan bir ailenin ferdi değilseniz bu soruya cevabınız mutlaka “Evet” olacaktır. Ya da yaşadıklarının farkında olmayan birisiyseniz bu yazıyı okuduktan sonra “Gerçekten öyleymiş.” diyeceksiniz.

Bize memuriyeti aşılamaya çok küçük yaşlarda başladılar. “…(doktor, avukat vs.) olacak benim oğlum/kızım.” gibi sözlerle başladı ilk aşılarımız. Sonra toplumun sesi yankılandı kulaklarımızda, “Memur ol hayatını kurtar”, “Güvenceli bir iş bul”, “Emekli oldun mu senden iyisi yok” vb. sözlerle aşılar vuruldu, bu aşılara ‘girişimcilikten koruma aşıları’ da diyebiliriz. Tabi ki bunları söyleyen sevenlerimiz, hele ki anne ve babalarımız asla kötü niyetli değil, sıkıntısız bir hayat sürmemizi istiyorlar. Lakin iyi niyetli olsalar da yaptıkları yanlış, bize hayal kurma fırsatı vermeden kendi hayallerini aşılıyorlar ve bir zaman sonra, farkında olmadan başkalarının hayallerini kendi hayallerimizmiş gibi benimsemiş buluyoruz. Belki bir gün farkına varıp “Bu hayaller benim değil ki” diyeceğiz fakat kısır bir yaşam döngüsünün içinden çıkmak ve hayallerimizin asıl sahiplerini karşımıza alma cesaretini göstermek zor olacak. Bize kızacaklar o insanlar, çok şey söyleyecekler fakat söylenenlerin tercümesi “Sen bizim hayallerimizden nasıl vazgeçersin?” olacak.

memuriyet aşısıAslında bu anlattıklarımdan daha kötüsü de var. Bu başkalarının hayallerini sahiplenerek üniversite yollarında, sınav sıralarında ömrünü geçiren insanların çoğu bir zaman sonra doktorluk, avukatlık vs. hayallerinden de vazgeçiyor, nereye PUANı yeterse orada okuyor/çalışıyor. Buda kötünün de kötüsü bir durum. Hayatının büyük bir bölümünü kapsayacak olan mesleğini, işini, senin ‘belirli bir zaman diliminde belirlenen puan’ın belirliyor. Bu sizce de çok acı bir durum değil mi?

Siz hiç çocuğuna küçük yaştan itibaren ticareti, girişimciliği aşılayan bir aile gördünüz mü? “Girişimci olacak, kendi hayatını refaha ulaştırdığı gibi başkalarının hayallerini de refaha ulaştıracak benim oğlum.” düşüncesine sahip bir anne veya babayla karşılaştınız mı? Yeni nesilde bunları göreceğimizi umut ediyorum fakat bizim ve bizden önceki neslin anne babalarında bunu görmek çok zor, mutlaka vardır fakat sayıları çok azdır.

Yahudiler çocuklarına küçük yaştan başlayarak ticareti aşılarlar ve öğretirler. Bugün dünyada azınlık olan Yahudiler, ticaretin hâkimiyetini almış durumdalar. Büyük ticari oluşumların yarısından fazlasının arkasında Yahudiler mutlaka vardır. Burada değinmek istediğim din, ırk ayrımı değil tabi ki. Şuna dikkat çekmek istiyorum; Ticareti benimseyen ve benimsemeyen iki toplumun nüfusları ve hâkimiyetleri arasındaki fark.

Hep toplumumuzun kötü taraflarından konuştuk fakat son yıllarda girişimcilik ve ticaret bakımından güzel oluşumlar da mevcut, bunları göz ardı etmemek gerekir. Ve ben inanıyorum ki bu oluşumlar çok daha güzel noktalara varacaktır.

Bu yazıyı okuyan insanın şu sonuca varmasını istemem; “Evet, bende okulu filan bırakmalıyım ve ticarete atılmalıyım, girişimci olmalıyım.” Kesinlikle çıkarılması gereken sonuç bu değil, benim savunduğum insanların kendi hayallerini yaşaması gerektiğidir. Kendi hayallerinizi yaşayın ve unutmayın bu toplumun her çeşit insana ve mesleğe ihtiyacı var. Fakat şunu da unutmayın hayallerinizi yaşamanın bir bedeli mutlaka olacaktır, bu bedeli ödemeye hazır olanlar, cesaretli olanlar hayallerinin peşinden gidebilirler. Hayallerinize sahip çıkmanız dileğiyle..

 

Network Kariyer dergisinin 1. sayısında(Mart 2012) yayınlanan yazımdır.

Yorumlar (2)

Sibel Başboğa
Çok güzel.Süpersiniz.Hayallerimizin peşinden 40 yaşımızdan sonra gitmeye karar verdik.
Cevapla
Nevzat Kahraman
Değişim şart, hem de köklü bir değişim. Zihniyeti değiştirmek kolay değil. Başarının anahtarı yılmamaktır, vazgeçmemektir, sürekliliktir.
Cevapla

Popüler İçerikler